AKILLI EVLER

Maslow’ un ihtiyaçlar hiyerarşisinde üst basamaklarda yer alan barınma modern insan için her zaman öncelik olmuştur. Kültür ve medeniyetin gelişmesini sağlayan yerleşik hayata geçiş ile beraber barınaklar her geçen gün önemini artırmıştır.

Teknolojinin gelişmesi ile beraber evlerde bu gelişimden nasibini aldı ve tıpkı etrafımızdaki diğer birçok nesne gibi “akıllandı”. Akıllı ev sistemlerinin temeli uzaktan kontrol ve otomasyona dayalıdır. Bu sistemler sayesinde manuel olarak yaptığınız işleri artık otomasyon ile yapabiliyorsunuz üstelik tüm bunları yapabilmek için evde olmak zorunda değilsiniz.

Örneğin akıllı ev sistemlerine sahip iseniz evde yokken tüm ışıkları kapatıp açabilir, perdeleri, su vanalarını kontrol edebilir, evin giriş kapısını açabilirsiniz. Ayrıca güvenlik kameraları, duman ve su basma dedektörleri sayesinde acil durumlara çok hızlı bir şekilde müdahale edebilirsiniz. Aracınızın GPS i sayesinde yaşadığınız binaya girerken bahçe kapısının açılmasını beklemek zorunda kalmazsınız. Aracınızı park ettikten sonra da bina asansörünü zemin katta hazır olarak bulabiliyorsunuz. Ayrıca birçok fonksiyonu kombine komutlar ile yapabilirsiniz. Örneğin TV açılması komutu ile beraber perdeleri kapatabilirsiniz. Klimanızı ve kombinizi de yine uzaktan ile kontrol edebilirsiniz.

Ayrıca bu sistemler 21. yüzyıl içinde çatışma alanı olarak öngörülen enerji konusunda da ciddi miktarlarda tasarruf yapmamızı sağlayacak. Hem hayat kalitemizi yükselten hem de konfor alanımızı genişleterek doğaya ve ekonomimize katkı sağlayacak bu sistemlerin tek dezavantajı ise yüksek kurulum maliyetleri.

Hali hazırda da birçok fonksiyonunu kullandığımız bu sistemler tıpkı arabalarımız ve elektronik cihazlarımız gibi evlerimizi de akıllandıracak yakın gelecekte.

YAPAY ORGANLAR

Biyolojik bir varlık olan insanoğlu tıpkı diğer canlılar gibi zamanla doku ve organ kayıpları yaşayabiliyor. Bu durumu durdurmanın mümkün olmaması da bizi ikame yapay organlara yöneltiyor. Tarihi milattan önceki yıllara dayanan ilk yapay organ Mısırdaki bir mumyaya ait olan deri – ahşap karışımı bir ayak başparmağı. Özellikle 15. yy’ dan sonra mekanik bilgisi ve metal işleme teknolojisinin gelişmesi ile takma eller ve protez bacaklar çoğaldı. Vücut içerisine yerleştirilebilecek organ ve dokular için ise 3 asır daha beklemek gerekecekti. Çünkü bu nakillerin başarılı olmasını engelleyen mikropların varlığının anlaşılması ve antiseptik kullanımı ancak 19. yüzyılın sonu itibariyle mümkün olacaktı.

Günümüzde kullanılan yapay organ, doku, organ destek parçaları biyouyumlu ve biyoaktif malzemelerden üretiliyor. Bu malzemeler vücut dokuları ile reaksiyona girmiyor ve uzun süre kullanılabiliyor.

21. yüzyılın en devrimci teknolojilerinden birisi olan 3 boyutlu yazıcılar yapay organ üretimi konusunda da büyük umut vaat ediyor. Neredeyse sınırsız tasarım yeteneği sayesinde bu yazıcılardan tamamen kişiye özgü cerrahi ve medikal cihazlar, el, yüz, kol, bacak gibi uzuv protezleri, ağız ve diş sağlığında kullanılan dental ve implant uygulamalarında sıklıkla yararlanılıyor.

Asırlardır ölümsüzlüğü kovalayan insanoğlu bunu henüz gerçekleştirememiş olsa dahi gelişen teknoloji ile beraber ürettiği yapay organları ve tedavi yöntemleri aracılığı ile yaşam süresini son iki asırda yaklaşık 35 yıl artırmış görünüyor. Bakalım bu gelişmeler önümüzdeki 30 yıl bizi biyolojik sınırımıza ne kadar yaklaştırabilecek.

Yeterince gelişmiş bir teknoloji sihirden ayırt edilemez.

Arthur C.Clarke